
Bazı şehirler zamana meydan okur, bazıları ise zamanla birlikte dönüşür. Ebedi Şehir Roma, içinde bulunduğumuz 2026 yılında bu iki büyüleyici özelliği aynı potada buluşturuyor. Kolezyum, Pantheon ve Vatikan tüm ihtişamıyla yerinde duruyor; ancak bu ikonik mirası deneyimleme biçimimiz kökten değişiyor.
2025 Jubilee yılı hazırlıkları kapsamında hayata geçirilen milyarlık yatırımlar, mega altyapı projeleri ve vizyoner restorasyonlar, meyvelerini tam anlamıyla bu yıl veriyor. Klasik bir Roma seyahatinin sınırlarını aşan, modern konforun tarihi dokuyla kusursuzca harmanlandığı yeni bir dönem başlıyor.

Araçlardan Arınmış Bir Tarih: Piazza Pia ve Daha Yürünebilir Bir Roma
Roma’yı daha önce ziyaret ettiyseniz, yoğun trafiğin ve kalabalık caddelerin tarihi atmosferi zaman zaman gölgelediğini fark etmişsinizdir. Şehrin son yıllardaki en prestijli şehircilik hamlesi olan Piazza Pia projesi, bu kaotik deneyimi tamamen değiştiriyor. Castel Sant’Angelo ile St. Peter’s Basilica arasındaki bölge, araçlardan arındırılarak geniş bir yaya alanına dönüştürülüyor. Böylece Vatikan’a doğru ilerlerken motor sesleri yerine, şehrin fısıltılarını dinleyerek akıcı ve güvenli bir yürüyüş yapabiliyorsunuz. Şehrin birçok noktasında yapılan benzer düzenlemeler, Roma’yı sadece uzaktan seyredilen bir yer olmaktan çıkarıp adımlayarak derinlemesine yaşanan bir destinasyon haline getiriyor.

Orient Express ile Başlayan Yeni Lüks Çağı
2026 Roma’sının getirdiği en büyük heyecanlardan biri şüphesiz lüks seyahat kültürünün yeniden tanımlanması. Bu dönüşümün merkezinde ise efsanevi Orient Express markası yer alıyor. Markanın otelcilik alanındaki ilk adımı olan Orient Express La Minerva, Pantheon’un hemen yanı başındaki 17. yüzyıldan kalma tarihi Palazzo Fonseca’da kapılarını açtı. Hugo Toro’nun tasarımıyla yeniden hayat bulan bu büyüleyici yapı, markanın efsanevi seyahat mirasını çağdaş bir konaklama deneyimine dönüştürüyor. Aynı dönemde hayata geçirilen La Dolce Vita Orient Express tren projesiyle birlikte Roma, yeniden Avrupa’nın büyük seyahat hikayelerinin merkezine yerleşiyor. Şehir sadece geçmişi sergilemekle kalmıyor; o geçmişin en elit ve estetik yaşam tarzını bugünün gezginine yeniden yaşatıyor.

Pantheon’un Görülmeyen Bölümleri Açılıyor
Roma, sakladığı sırları paylaşma konusunda artık çok daha cömert. Şehrin en iyi korunmuş antik yapısı olan Pantheon, ziyaretçilerine sadece görkemli kubbesini sunmakla kalmıyor; “Oltre il Pantheon” (Pantheon’un Ötesinde) deneyimiyle daha önce halka kapalı olan gizli bölümlerini ve Neptün Bazilikası’nın özel alanlarını keşfe açıyor. Roma’nın yeni turizm vizyonunu özetleyen bu yaklaşım; bilinen ikonların ötesine geçmeyi ve saklı kalmış hikayelerin izini sürmeyi amaçlıyor.

Via Veneto’nun Geri Dönüşü
1960’ların La Dolce Vita ruhunu hatırlayanlar için Via Veneto’nun adı çok şey ifade eder. Federico Fellini’nin sinema tarihine kazıdığı o ikonik İtalyan şıklığı ve cazibesi, bulvara yeniden geri dönüyor. Uzun yıllar sessizliğe gömülen bu tarihi cadde, 2026 itibarıyla lüks seyahatin ve gurme kültürün yeni merkez üssü konumunda. Dünyaca ünlü lüks otel zincirlerinin tarihi palazzoları aslına sadık kalarak restore etmesi, yeni nesil tasarım butikleri ve Michelin yıldızlı şeflerin imzasını taşıyan gastronomi projeleri, Via Veneto’yu eski ihtişamına kavuşturuyor. Klasik Roma zarafetini modern bir lüks anlayışıyla hissetmek isteyenler için rota yeniden buraya çevriliyor.

Roma’yı Yeniden Keşfetmek İçin Doğru Bir Zaman
Roma’yı daha önce ziyaret etmiş; Trevi Çeşmesi’ne bozuk para atmış, Trastevere sokaklarında uzun akşam yemekleri yemiş olabilirsiniz. Ancak bugün karşımızda duran Roma, birkaç yıl öncesine kıyasla çok daha dinamik, erişilebilir, yürünebilir ve rafine bir şehir hissi veriyor.
Bazı destinasyonlar değişirken ruhunu kaybeder. Roma ise dönüşürken bile tamamen kendisi kalmayı başaran o nadir vizyonuyla, keşfedilmeyi bekleyen yepyeni hikayeleriyle sizleri bekliyor.
Kurumsal Seyahat Talepleriniz İçin: outgoing@julesverne.com.tr
Bireysel Seyahat Talepleriniz İçin: Travel@julesverne.com.tr