
Bazı oteller var ki sadece konaklanmaz, yaşanır.
Bazı manzaralar var ki sadece bakılmaz, hafızaya kazınır.
Bazı anlar vardır, ömrün en tatlı zamanlarına dönüşür…
İtalya’nın büyüsünü anlatmak için belki yüzlerce kelime yetmez. Ama “La Dolce Vita” demek yeter. Tatlı hayatın, yavaş akan zamanın, şarabın, güneşin, denizin ve şıklığın eşsiz uyumu. İşte bu rüyayı gerçeğe dönüştüren otel önerimizle karşınızdayız.
Her biri farklı bir duyguya hitap eden bu özel oteller, yalnızca lüks bir konaklama sunmuyor; anıların ömür boyu süreceği duygusal bir deneyim vadediyor. Hazırsanız, İtalya’nın en zarif köşelerinde tatlı hayatın peşine düşüyoruz.

Roma’da Zamansız Bir Sığınak: Hotel de Russie
Roma’nın kalbinde gizlenmiş bir bahçe, taş duvarlara sinmiş tarih ve zamana meydan okuyan bir zarafet… De Russie, şehri yavaşlatıyor; siz sadece derin bir nefes alıyorsunuz.
Roma’nın tarihi Campo Marzio semtinde yer alan 117 odalı Hotel de Russie, 25. yılını kutluyor. Şehrin tam kalbinde olmasına rağmen huzurlu atmosferiyle öne çıkan otel, zarafet ve konforu ustalıkla harmanlıyor. Yenilenen De Russie Spa’da tuzlu su hidromasaj havuzu, sauna, çiftlere özel süitler ve cilt yenileyici Lyma Laser, oksijen ve LED bakımları misafirleri bekliyor. Otelin 19. yüzyıldan kalma, neoklasik tarzdaki bahçesi, Piazza del Popolo’ya sadece birkaç dakika mesafede, şehirden uzaklaşmadan dinginliğe kavuşmanın en güzel yolu. Le Jardin restoranında linguine vongole, ravioli cacio e pepe ve limonlu ızgara levrek gibi klasik İtalyan tatlarını keşfetmek mümkün.
Bir fincan espresso eşliğinde neoklasik bir bahçede oturmak, sabah güneşinin avuç içlerinize dokunuşunu hissetmek… İşte Roma’nın kalbinde kendi sessizliğinizi bulduğunuz o an.

Puglia’da Sakin Bir Kaçamak: Masseria Torre Maizza
Zeytin ağaçları arasında yürürken taş duvarlara sinmiş tarih fısıldıyor: “Hiçbir yere acele etme.” Burada zaman bile gölgede bekliyor.
Güney İtalya’nın göz alıcı Puglia bölgesi, maserieleriyle – yani antik çiftlik evleriyle – ünlü. Yüzyıllar öncesine uzanan bu yapılar, günümüzde zarif konaklama noktalarına dönüşmüş durumda. Rocco Forte Hotels’in modern dokunuşu ile Puglia’nın tarihi cazibesi, 51 odalı Masseria Torre Maizza’da buluşuyor. Plaja sadece 5 dakikalık mesafedeki bu 16. yüzyıl malikanesinde, geleneksel kireçtaşı binalar, orijinal kemerli tavanlarıyla korunmuş. El yapımı işlemeli yastıklar ve Puglia’ya özgü seramiklerle süslenmiş odalar ve süitler, bölgenin ruhunu yansıtıyor. Ağustos ayında açılacak Borgo degli Ulivi ise otelin yeni incisi. 11 odalı bu özel alan, her odasında kendine ait bahçe ve plunge havuzuyla tam bir huzur vahası. Zeytinliklerin ortasında yer alan bu bölüm, 22 kişiye kadar gruplar için ideal.
El yapımı bir seramiğin deseninde gözünüz takılı kalıyor, yumuşak Puglia rüzgarı saçlarınızı okşuyor. Sessizlik bile burada melodik.

İspanyol Merdivenleri’nde Modern Bir İkon: Hotel de la Ville
Roma’nın tepelerinden şehre bakarken, arka planda yüzyılların hikâyeleri fısıldanıyor. Ginori porselenleri, sokak modası ve rooftop kokteyller… Roma’nın en stil sahibi anları burada yaşanıyor.
Hotel de Russie’ye sadece on dakikalık yürüyüş mesafesinde yer alan 104 odalı Hotel de la Ville, 18. yüzyıldan kalma görkemli bir palazzoda konumlanıyor. Çatı katındaki Forte Süitleri, özel teraslardan Roma manzaraları, şık iç mekanlar ve ayrıcalıklı deneyimler sunuyor. Irene Forte Spa’da masaj keyfinin tadını çıkarabilir, vintage Fiat ile şehir turuna çıkabilir ya da Roma’nın en iyi butikleriyle düzenlenen özel alışveriş turlarına katılabilirsiniz. 2024’te açılan Cafè Ginori, İtalyan porselen sanatının öncüsü Ginori 1735’in ilk kafe konsepti olarak hizmet veriyor. Şef Fulvio Pierangelini’nin imzasını taşıyan menüde gazpacho, burratalı orecchiette ve Sciacca mangolu karides gibi yaratıcı lezzetler sunuluyor. Yemeğin ardından otelin içindeki butiklerde Ginori’nin sanat eserine dönüşmüş porselen koleksiyonlarını keşfetme fırsatı bulabilirsiniz.
Gün batımında terasta, şampanya eşliğinde Roma siluetine karşı durmak… Kendinizi bir film sahnesinin tam ortasında buluyorsunuz.

Floransa’da Sanat ve Zarafetin Buluşması: Hotel Savoy
Rönesans’ın gölgesinde, zarif tabaklarda sunulan gelenekler, barok kokteyllerle dans ediyor. Hotel Savoy, Floransa’nın estetik dilini ruhunuza işliyor.
Duomo, Uffizi Galerileri ve Ponte Vecchio’nun hemen yanı başında, Floransa’nın kalbinde yer alan Hotel Savoy, 80 odalsıyla misafirlerini ağırlıyor. Yakın zamanda yenilenen Irene restoranı, sanattan ilham alan barı ve zarif detaylarıyla şehrin estetik ruhunu yansıtıyor. Restoran Irene, ismini Sir Rocco Forte’un annesinden alıyor ve Toskana mutfağının zengin lezzetlerini şıklıkla buluşturuyor. Safranlı risotto, bruschetta, Milan usulü dana schnitzel ve el yapımı trofie makarna mutlaka ve el yapımı trofie makarna, mutlaka tatmanız gereken özel seçenekler arasında. Otelin 25. yılı şerefine açılan Bar Artemisia ise Barok ressam Artemisia Gentileschi’nin cesur ve yaratıcı ruhunu kokteyllere taşıyor. Trüf yağlı Negroni ve portakal-bitter marmelatlı martini gibi yaratıcı kokteyller, Floransa akşamlarına unutulmaz bir dokunuş katıyor.
Uffizi’den dönerken, Bar Artemisia’da trüf yağlı bir Negroni yudumlamak… O an, Floransa artık sadece bir şehir değil, sizin kişisel sanat galeriniz oluyor.

Sicilya’da Yavaş Yaşamın Tadını Çıkarın: Verdura Resort
Akdeniz esintisiyle salınan palmiye yaprakları, taze limon kokuları ve sonsuz gibi görünen deniz… Verdura, zamanın ritmini düşürüyor, sadece siz ve huzur kalıyor.
Sicilya’nın güneybatısındaki Sciacca’da yer alan Verdura Resort, Akdeniz’in huzurlu ve zamansız ritmini hissetmek isteyenler için gerçek bir cennet. 203 odalı otel, yakın zamanda yenilenen lobisi, yeni eklenen meydanı ve dört farklı restoranıyla (L’Osteria, Zagara, Buongiorno ve Nagori) misafirlerini ağırlıyor. Sabahları Buongiorno’nun havuz kenarındaki terasında taptaze omletlerle güne başlayabilir, öğlen L’Osteria’da klasik İtalyan lezzetlerinin tadını çıkarabilir, akşam ise Zagara’da deniz ürünleriyle eşleşen enfes Sicilya şarapları eşliğinde gün batımını izleyebilirsiniz.
Gün batımında denize karşı kurulan bir masa, Sicilya şarabıyla kadeh tokuşturulan bir an… Geriye sadece derin bir gülümseme kalıyor.

Deniz Kenarında Zarafet: Villa Igiea
Görkemli salonlar, freskli tavanlar ve ışıltılı avizeler… Tarihi hissetmekle kalmıyor, onun içinde yürüyorsunuz. Villa Igiea’da zaman zarafetle akıyor.
1900’lerin başında kraliyet aileleri, diplomatlar ve Hollywood yıldızlarının gözde yaz kaçamağı olan Villa Igiea, bugün de ihtişamını koruyor. Palermo Körfezi’nde denize karşı yüzme keyfi, akşamları ise 19. yüzyıldan kalma görkemli odalarda konaklama ile birleşiyor. Neo-Gotik tarzdaki bu malikane, Florio ailesinin 1900 yılında satın almasıyla otele dönüştürülmüş ve Kral VII. Edward, Kraliçe Alexandra, Prenses Victoria gibi pek çok ünlü konuğu ağırlamış. Günümüzde ise tasarımcı Olga Polizzi, yerel sanat eserleri, antika mobilyalar ve el yapımı Sicilya seramikleriyle oteli yeniden belle époque döneminin zarafetine kavuşturmuş.
Denize bakan bir koltukta otururken, uzaklarda batan güneşe değil, geçmişin romantizmine dalıyorsunuz. Sicilya burada sadece bir coğrafya değil; bir ruh hali.

İtalya’da Tatlı Hayat Sizi Bekliyor
İster Roma’nın zarif sokaklarında geçmişle bugünü buluşturun, ister Floransa’da sanatla iç içe bir gün geçirin, ister Sicilya kıyılarında güneşin altında zamanı unutun… Şimdi sizi La Dolce Vita’yı yaşamaya davet ediyoruz.
Size özel seyahat programı ve rezervasyon için:
travel@julesverne.com.tr