İngiliz Kırsalının En Büyüleyici Otelleri!

20 Kasım 2025

İngiliz kırsalı, yüzyıllardır edebiyatçılara ve sanatçılara ilham veren o zarif atmosferiyle bugün hâlâ dünyanın en romantik kaçış rotalarından biri. Dalga dalga uzanan tarlalar, sisle örtülü sabahlar, taş duvarlı malikâneler ve masal tadındaki köyler… Bu coğrafyanın her detayı, hayatın yavaş aktığı o dingin ritmi yeniden hatırlatıyor.

Şehir yaşamından uzaklaşıp nefes almak isteyenler için İngiliz kır otelleri; sadelikle zarafetin birleştiği, ruhu ve bedeni aynı anda dinlendiren özel bir konaklama deneyimi sunuyor. Tarihi malikânelerden modern kır evlerine, Michelin ilhamlı gastronomi duraklarından yemyeşil spa alanlarına uzanan bu seçki, her adreste farklı bir hikâye yaşatıyor.

İster Jane Austen romanlarını anımsatan sıcak bir kır evine sığınmak, ister göl kıyısındaki bir malikanede pastoral hayatın huzurunu hissetmek isteyin; İngiliz kırsalı sizi kendi masalınıza davet eden bir dünyaya açılıyor. Ev konforunu aratmayan, bölgenin en özel ve görülmeye değer otellerini bu yazıda bir araya getirdik.

Estelle Manor

Cotswolds’un kalbinde konumlanan Estelle Manor, İngiliz kırsalının büyüsünü deneyimlemek isteyen misafirlerini bekliyor. Londra’ya yalnızca bir saat uzaklıkta yer alan otel, 3.000 dönümlük geniş bir araziye yayılan, özenle tasarlanmış 108 odalı bir kır evi konsepti sunuyor. Farklı bir atmosfer arayan gezginler için ideal bir kaçış noktası sunan tesiste, 12 yaş altı çocukların yalnızca 19.30’a kadar kabul edildiğini de belirtelim. Roma esintileri taşıyan spa alanıyla dikkat çeken Estelle Manor, özellikle spa tutkunlarına unutulmaz bir konaklama deneyimi vadediyor.

Heckfield Place

Jane Austen tutkunları ve özenle seçilmiş kültürel deneyimler arayan gezginler için ideal bir adres olan Heckfield Place; yemek meraklılarına sakin bir keyif alanı, sağlıklı yaşam arayanlara ise yenileyici bir atmosfer sunuyor. Londra’ya yalnızca bir saat uzaklıkta bulunan otel, büyüsünü büyük ölçüde Hampshire kırsalındaki tenha konumundan alıyor. 45 odalı bu zarif Gürcü aile evi, tarihi dokusuna sadık kalınarak özenle restore edilmiş ve sürdürülebilirlik odaklı bir anlayışla işletiliyor. Her gün bahçe ve çiftlikten taze olarak toplanan ürünler, yeşil Michelin yıldızlı Marle restoranında ve açık ateşte hazırlanan yemeklerde hayat buluyor.

Four Seasons Hotel Hampshire

Londra’nın merkezine sadece bir saat uzaklıkta yer alan Four Seasons Hotel Hampshire, kırsalda yavaşlamanın eğlenceyi durdurmak anlamına gelmediğini bilen aileler için hayallerindeki tatil deneyimini vadediyor. 500 dönümlük engebeli bir alan üzerine kurulu tesis, 134 odasının her birinde konforu zarafetle bir araya getiriyor.

The Newt in Somerset

17.yüzyıldan kalma lüks bir malikanede, son derece güler yüzlü ve profesyonel bir ekiple hizmet veren The Newt in Somerset, şüphesiz İngiliz kırsalındaki en büyüleyici otellerden biri. İngiltere kırsalını derinlemesine keşfetmek isteyen gezginler için ideal bir adres olan tesis, 43 odası ve çocukların özgürce gezebileceği geniş arazisiyle hem çiftler hem de aileler için mükemmel bir konaklama imkanı sunuyor. Büyüleyici doğası, etkileyici mimarisi ve özenle hazırlanan restoran deneyimiyle The Newt in Somerset, kesinlikle kaçırılmaması gereken bir durak.

Langdale Chase Hotel

Beatrix Potter’ın çocukluk dünyasına ve Göller Bölgesi’nin büyüleyici “göl yaşamı” atmosferine yeniden yaklaşmak isteyenler için Langdale Chase Hotel, misafirlerini İngiliz romantizminin en zarif ifadesiyle buluşturuyor. Yüzyıllardır şairlere, yazarlara ve doğa tutkunlarına ilham veren Lake District, Wordswort’ün satırlarında ölümsüzleşen vahşi güzelliğiyle bugün hala İngilizlerin en gözde kaçış noktalarından biri. Windermere Gölü’nün kıyısındaki eski bir özel malikanenin özenle restore edilmesiyle hayat bulan Langdale Chase Hotel, 30 odalı butik yapısıyla misafirlerine hem mahremiyet hem de ayrıcalıklı bir konfor sunuyor. Tarihi dokuyla uyumlu zarif dekoru, göl manzarasıyla bütünleşen huzurlu alanları ve sıcak misafirperverliğiyle öne çıkan ekibi, burayı lüks İngiliz konforunun gerçek bir yansıması haline getiriyor. Doğayla iç içe, romantik ve dingin bir konaklama arayanlar için Langdale Chase Hotel, Göller Bölgesi’nde unutulmaz bir deneyim vadediyor.

Thyme

Romantik Cotswolds atmosferini hissetmek isteyen gezginler için Thyme; doğanın kalbinde saklı huzurlu bir sığınak. Southrop köyünde yer alan bu aile işetmesi otel, uzun otlar, mor çiçekler ve pastoral manzaralarla çevrili gerçek bir kır kaçamağı sunuyor. Tesis, taze ürünlerle hazırlanan yaratıcı lezzetleri ve sıcak, samimi ambiyansıyla misafirlerine ayrıcalıklı bir gastronomi deneyimi yaşatıyor. Toplam 31 odaya sahip otel, çiçek desenleriyle dekore edilmiş renkli iç mekanları, bazı odalarda yer alan kristal avizeleri, ayaklı küvetleri ve odun sobalarıyla zarafet ile sıcaklığın mükemmel bir birleşimini sunuyor.

Cliveden House

Heathrow havaalanının kalabalığından yalnızca birkaç dakika uzaklaşarak bambaşka bir dünyaya adım atmak isteyenler için Cliveden House, tarihin zarafetini modern lüksle buluşturan eşsiz bir sığınak. Ünlü Amerikalı göçmen William Waldorf Astor’un bir zamanlar görkemli saray malikanesi olan bu ikonik yapı, Thames Nehri’nin üzerinde, yemyeşil ormanlarla çevrili büyüleyici bir konumda yer alıyor. Havaalanına sadece 20 dakika mesafedeki Cliveden House, hem Londra’ya yakın hem de şehir gürültüsünden uzak bir kaçış arayan gezginler için ideal bir durak. Toplam 47 odasıyla; ihtişamlı odalardan zarif süitlere uzanan seçkin alternatifler sunan bu tarihi malikane, misafirlerine aristokrat bir atmosferde, konfor, mahremiyet, konaklama seçenekleri sunan bu tarihi malikane, misafirlerine aristokrat bir atmosferde konfor, mahremiyet ve huzur vadediyor. Tarihi dokusu, etkileyici manzaraları ve kusursuz hizmet anlayışıyla Cliveden House, İngiltere’de kısa bir mola veya romantik bir kaçamak için mükemmel bir adres.

Le Manoir aux Quat’Saisons, A Belmond Hotel, Oxfordshire

Frankofillerin, gurmelerin ve o eşsiz “je ne sais quoi” hissine doyamayanların rüya adresi: Le Manoir aux Quat’Saisons. Oxford’a arabayla yalnızca 30 dakika mesafede yer alan bu büyüleyici malikane, 40 hektarlık yemyeşil mera ve ormanlık alanın ortasında konumlanıyor. Tudor dönemine uzanan tarihiyle zamansız bir zarafeti temsil eden malikane, ünlü Fransız şef Raymond Blanc tarafından bir Fransız oteli ve gastronomi tapınağı olarak ustalıkla yeniden tasarlanmış. Provence esintili bahçeleri, gastronomi odaklı konsepti ve kusursuz hizmet anlayışıyla Le Manoir aux Quat’Saisons, misafirlerine hem ruhu besleyen hem de damaklarda iz bırakan bir yolculuk sunuyor. Toplam 32 odasıyla özel ve samimi bir atmosfer yaratan otel, gastronomiyi lüks konaklamayla buluşturan nadir adreslerden biri. İngiltere kırsalında Fransız zarafetini hissetmek isteyenler için Le Manoir aux Quat’Saisons, kesinlikle kaçırılmaması gereken büyüleyici bir durak.

Soho Farmhouse

Sahne arayanlar, stil yolcuları ve Soho House ruhunu yaşamayı sevenler için Soho Farmhouse; İngiliz kırsalında gizlenmiş, geniş ve havalı bir tatil köyü atmosferi sunuyor. Şehrin trend gece hayatından ustaca uzaklaşan bu özel tesis, hem aileler hem de üyeleri için modern bir kır kaçamağına dönüşmüş durumda. Arabaların tesise alınmadığı bu dünyada hayat; yağmur çizmeleriyle yürüyerek, bisikletle ya da tesisin nostaljik süt dağıtım kamyonlarına binerek akıyor. Doğal ritmin içinde dolaşmak burada günlük yaşamın en keyifli parçasına dönüşüyor. 114 odasıyla geniş bir alana yayılan Soho Farmhouse, özellikle spa deneyimiyle öne çıkıyor. Dokuz bakım odası, buhar odası, sauna, buz banyosu, çamur terapisi ve iki kişilik küvetlerle zenginleştirilen spa alanı ise tam anlamıyla bir wellness vahası sunuyor.

Chewton Glen

Evinde ağaç evi olmayan ama bunun hayalini kuran aileler için Chewton Glen, İngiliz kır evi deneyiminin en büyüleyici hâlini sunuyor. Hampshire’daki New Forest Milli Parkı’nın kıyısında, 130 dönümlük geniş bir kırsal alana kurulu bu prestijli otel; lüksü, doğal cazibeyi ve aile dostu konforu ustalıkla bir araya getiriyor. Kapalı ve açık yüzme havuzları, golf olanakları ve geniş spa alanıyla Chewton Glen; hem çocuklar hem de yetişkinler için tam anlamıyla bir kaçış rotası. Ağaç ev konseptli odaları ise konaklamayı unutulmaz bir maceraya dönüştürüyor. Toplam 35 odasıyla samimi bir konaklama deneyimi sunan otel, Londra’dan araba veya trenle yalnızca iki saatlik ulaşım kolaylığı sağlıyor. Şehirden uzaklaşıp doğaya yaklaşmak ve İngiliz kırsalının büyüsünü ailece yaşamak isteyenler için Chewton Glen kesinlikle eşsiz bir adres.

Size özel seyahat programı ve rezervasyon için:
travel@julesverne.com.tr

JULES VERNE GEZİLER

Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

    Mesajınız kapsamında bizlere iletmiş olduğunuz veriler arasında; ırk, etnik köken, siyasi
    düşünce, felsefi inanç, din, mezhep veya diğer inançlar, kılık ve kıyafet, dernek, vakıf ya da sendika
    üyeliği, sağlık, cinsel hayata ilişkin veriler, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili veriler,
    biyometrik ve genetik verilerin bulunmadığından emin olmanızı rica ederiz.
    *Doldurulması zorunlu alanlar
    Bilgi güvenliğiniz bizim için önemli, o yüzden %100 gizlilik sunuyoruz.

    Kişisel Verilerin İşlenmesine İlişkin Açık Rıza Metni

    Onay vermiş olmanız halinde kişisel verileriniz ABH Turizm Temsilcilik ve Ticaret A.Ş.- (JULES VERNE BUSINESS MICE TRAVEL) tarafından;

    Ürün ve hizmetlerimizin sizlerin beğenilerinize, kullanım alışkanlıklarınıza ve ihtiyaçlarınıza göre özelleştirilerek sizlere önerilmesi; analiz, segmentasyon veya hedefleme çalışmalarının yürütülmesi; size özel ürün veya hizmet tekliflerinin, yeni ürün duyurularının, kampanyaların, promosyonların sunumu ile diğer pazarlama aktivitelerinin yürütülmesi; anket ve müşteri memnuniyet ölçümü çalışmalarının gerçekleştirilmesi ve bu kapsamda sizlerle elektronik yollarla iletişime geçilmesi amaçları ile işlenebilecek ve amaçlar doğrultusunda hizmet aldığımız üçüncü kişi tedarikçilerimizle paylaşılabilecektir.