Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi ile birlikte özellikle son iki yıldır yaşama, çalışma ve seyahat etme şekillerimizde her ne kadar belirgin değişimler meydana gelmiş olsa da özgürce seyahat edip dünyayı görme arzumuz tüm bilinmezliklere rağmen halen güçlü bir şekilde devam ediyor. Pandemi ve beraberinde gelen krizler elbette yeni olgular değil. Özellikle son birkaç yıldır Covid-19’dan kaynaklı sorunlardan dolayı iş planlarının sekteye uğramasından sonra kesin olan tek şey; geleceğin adeta belirsizliklerle işlenmiş olduğu yönünde. Şirketlerin bu belirsizlikleri, geleceğe yönelik tahminlerine daha fazla dahil ettikleri de bir gerçek. Bu noktada iş kolu çeşitliliğine sahip olup esneklik sağlayanların bilinmeyen bir geleceğe karşı da en iyi performansı göstereceği öngörülüyor.
Pandeminin Seyahat Endüstrisi Üzerindeki Etkileri
Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü’nün paylaştığı 2021 yılı verilerine göre; dünyada uluslararası seyahat eden kişi sayısı yıl sonu itibariyle 375 milyon olması beklenirken, bu sayı 2019 yılına ait verilerle kıyaslandığında yüzde 76 daha az oldu. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün öngörüsü ise küresel havayollarının 2021 yılında 2019’a kıyasla 325 milyar dolarlık brüt yolcu işletme gelirini kaybedilebileceği yönündeydi.
Küresel seyahat endüstrisi kuşkusuz son 21 yılda, 11 Eylül terör saldırısı ile başlayıp SARS, Kuş Gribi, Ekonomik Kriz, MERS Gribi, İklim Krizi ve şimdilerde Delta ve Omicron varyantlarıyla tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinden her ne kadar olumsuz anlamda etkilenen sektörlerin başında gelse de, yenilikçi yapısı ve doğru stratejik yaklaşımları ile bilinmezliklerin üstesinden kolayca gelebilme özelliğiyle öne çıkıyor.
Örneğin Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü, belirsizliği oldukça derin bir şekilde yansıtarak bir havayolu şirketinin nasıl eski performansına ulaşabileceğine dair ayrıntıları öngörmemekle birlikte dört potansiyel kurtarma yöntemini iki senaryo başlığı altında toplayarak geliştirmiştir. Uluslararası havacılığın öngörmüş olduğu yollardan biri; azalan büyüme hızında sorunsuz bir kapasite geri kazanımının bastırılan ve telafisi gereken taleplerden beslenebileceği yönündeyken; yurt içi havacılıkla ilgili diğer bir alternatif yol ise sorunsuz kapasite geri kazanımının yeniden sağlanması yönünde olmuştur.
ABD’nin önde gelen havayollarının lider kuruluşları; iş seyahatlerinin ne zaman düzelebileceği konusunda her ne kadar anlaşmaya varamasa da; Güney Afrika’da Omicron varyantı ortaya çıkmadan önce American Airlines Başkanı Robert Isom, 2022’nin sonuna kadar iş seyahatlerinin tamamen düzeleceğini öngörürken, United ve Delta üst yönetimi ise biraz daha tedbirli davranarak, seyahat sürecinin pandemi öncesi seviyelere geri dönüp dönmeyeceği konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamayı tercih etmiştir.
Peki şirketler bir sonraki varyantın her şeyi ne zaman alt üst edeceğini ya da hükümet politikalarının insanların seyahat etme arzusunun uzun yıllar boyunca önüne geçip geçmeyeceğini bilmedikleri bir durumda işlerini planlayarak bütçe kararları alabilirler mi?
Kurumsal pek çok şirketin bu anlamda biraz daha esnek olup, önümüzdeki aylar içerisinde ortaya çıkabilecek herhangi bir kriz durumuna karşı tedbirli olabilmeleri için kuşkusuz her zamankinden daha fazla çalışarak, üretim içerisinde olmaları gerekiyor. Yapılan araştırmalar da iş kollarının çeşitlendirilmesinin belirsizliğin hüküm sürdüğü bir geleceğe yön vermek adına en iyi çözümlerden biri olduğunu gösteriyor.
İş Kolları Çeşitlendirilmeli
Örneğin Endonezya’daki Traveloka, Singapur’daki Grab ve Kaliforniya merkezli Uber gibi seyahat sektörüne hizmet veren birçok şirket özellikle pandemi sürecinde çeşitli yeni iş kolları oluşturarak, krizi fırsata çevirmeyi başarmıştır.
Traveloka, seyahat sektörüne yönelik yaptığı faaliyetlerden arzu ettiği ivmeyi yakalayamadığında finans ve teknolojik ürünlere yatırım yaparken, Uber ve Grab ise ortak araç kullanımın yapılmadığı bu süre içerisinde yemek dağıtım işine odaklanarak daha da büyümüştür. Kayak ve OpenTable ise yemek rezervasyonlarının otel ve uçuş arama iş kolundan daha hızlı büyüme kaydettiğini gözlemlemiştir.
Dolayısıyla işletmeler böylesi kriz anlarını da göz önünde bulundurarak temel işlerine daha fazla odaklanarak mı yoksa farklı dallara iş yaparak mı daha başarılı olacakları konusunda sürekli yeni bir strateji geliştirme çabası içinde olmak zorundadır. Böylesi belirsizlik çağında belki de daha geniş iş kollarına yönelmek şirketleri riskten korumak adına atılacak en doğru adım olacaktır. Böylece şirketlerin oluşturacağı iş kollarından birisinin düşüşe geçmesi durumunda dengeyi sağlamaya yardımcı olabilecek başka iş kolları devreye girerek, oluşabilecek açığı kapatarak, şirketin finansal anlamda zarar görmesinin de önüne geçecektir.
Unutulmamalıdır ki gelecek geçmişin devamı olmak zorunda değildir, ancak temel makro eğilim doğrultusunda geliştirilecek doğru bir strateji ile yeni birçok fırsatın oluşmasını sağlamaktır.
Kaynak: SKIFT MEGATRENDS “Defining Travel in 2022” raporu