Ayşe Yağcı ile İz Bırakan Yolculuklar: Cape Town

24 Aralık 2025

Kış Ortasında Yaz: Cape Town

Jules Verne Business Mice Travel Kurucusu ve Genel Müdürü Ayşe Yağcı Büyükpınar, Harper’s Bazaar’ın Aralık sayısı için kaleme aldığı yazısında; Cape Town’un birbirinden farklı yüzlerini okuyucularla paylaştı.

Kış ortasında güneşi hissetmek, gri şehir havasından uzaklaşıp ışığın mevsimini yakalamak isteyenler için Cape Town her zaman özel bir adres. Türk Hava Yolları’nın direkt seferiyle on saatlik bir uçuşta ulaşılıyor; Türkiye ile arasındaki yalnızca bir saatlik zaman farkı da rotayı daha cazip kılıyor. Aralıkla birlikte şehir ısınıyor, okyanus rüzgârı caddelere karışıyor. Bir sabah denize girip, öğleden sonra bir galeride Afrika sanatını keşfediyor, akşamüstü bağlarda geziyorsunuz. Doğa, sanat ve yaşam burada aynı ritimde akıyor. Tam anlamıyla “Afrika” demek doğru olmaz; uzun yıllar İngiliz ve Hollanda etkisinde kaldığı için gerek mimaride gerek günlük yaşamda Avrupa izlerini görmek mümkün.

Cape Town Deneyimleri: Denizden Gökyüzüne

Cape Town’da her an yeni bir manzara karşınıza çıkıyor. Şehrin üzerinde yapılan kısa bir helikopter uçuşu, okyanusun mavisini Table Mountain’ın yeşiliyle buluşturuyor. Table Mountain yalnızca manzarasıyla değil, bitki çeşitliliğiyle de bir botanik cenneti. Teleferikle çıkmak hızlı ve pratik bir seçenek ama dönüşü yürüyerek yapmak bambaşka bir keyif. Şehir merkeziyle yan yana uzanan koylar, Cape Town’un en güzel sürprizlerinden. Bazılarında denize giriliyor, akşamüstü ve gün batımında sahiller restoranlar ve kafelerle canlanıyor. Gün batımı için tercihim her zaman Camps Bay, daha sakin bir atmosfer isteyenlere ise Clifton Beach.

Boulders Beach’te penguenleri izlemek, Camps Bay’de güneşi hissetmek ya da Hout Bay’de akşamüstü yelken açmak… Her biri şehrin enerjisini başka bir tonda hissettiriyor. Chapman’s Peak Drive boyunca uzanan sahil yolu ise her virajda farklı bir manzara sunuyor; bir yanda uçurum, diğer yanda sonsuz mavi. Cape Town’da yaşanması gereken deneyimlerin en keyiflilerinden biri de balina izleme. Şehre yaklaşık iki saat mesafedeki Hermanus’tan kalkan teknelerle dev balinaları görmek mümkün. En uygun dönem Haziran– Kasım, özellikle Ağustos–Ekim ayları.

Sanatla Nefes Alan Şehir

Son yıllarda Afrika çağdaş sanatı, Afrika kökenli sanatçıların üretimleriyle uluslararası sanat sahnesinde daha görünür hâle geliyor. Zeitz Museum of Contemporary Art Africa (MOCAA) Afrika’nın çağdaş yüzünü fotoğraf, heykel ve dijital sanat aracılığıyla sanatseverlere sunuyor. Müzenin sahibi aynı zamanda bir koleksiyoner ve bina yapısal olarak da görülmeye değer bir eser niteliğinde. İlk kez 2019 Venedik Bienali’nde Güney Afrikalı sanatçı Zanele Muholi’nin fotoğraflarını görmüştüm; derinliği ve anlatımı beni çok etkilemişti. 2023’te Cape Town’daki stüdyosunda tanışma fırsatı bulduğum Muholi, bugün Güney Afrika’nın en önemli çağdaş sanat temsilcilerinden biri. William Kentridge, Güney Afrika’nın en bilinen ve uluslararası alanda en çok tanınan çağdaş sanatçılarından biri. Sanatçı, ülkenin politik, etik ve toplumsal meselelerini resim, animasyon ve heykel aracılığıyla anlatıyor. Norval Foundation bahçesindeki World on its Hind Legs heykeli, bu çok katmanlı anlatımın sembollerinden biri. Ve elbette Woodstock… Renkli dev duvar resimleri, kahve kokan atölyeleriyle daha genç sanatçıların, tasarımcıların bölgesi. Burada yer alan eski bir bisküvi fabrikası olan Old Biscuit Mill popüler bir sanat ve restoran kompleks.

Şehrin Kalbinde Konaklamak

Cape Town’un merkezinde, limanın hemen arkasında yer alan The Silo Hotel, çağdaş Afrika sanatının kalbinde konaklama deneyimi sunuyor. Eski bir tahıl silosundan dönüştürülen bina, alt katındaki Zeitz Museum of Contemporary Art Africa (MOCAA) ile bağlantılı. Otelin dev cam pencerelerinden süzülen gün ışığı odaları renkten renge taşırken, rooftop terası Table Mountain manzarasıyla şehrin en özel duraklarından biri. Daha klasik bir atmosfer arayanlar için bir Belmond klasiği olan Mount Nelson, zarif bahçeleri ve pembe cephesiyle şehir merkezinde zamansız bir kaçış sunuyor. Tarihi dokusu, geniş odaları ve verandasında geçen sakin sabahlarıyla Cape Town’un en elegan adreslerinden biri.

Daha özel ve sofistike bir deneyim arayanlar için Ellerman House, hem konumu hem de karakteriyle dikkat çekiyor. Bantry Bay’de okyanusa bakan konumu, etkileyici sanat koleksiyonu ve butik atmosferiyle Cape Town’un en seçkin otellerinden biri. Bir diğer öne çıkan adres One&Only Cape Town. Waterfront bölgesindeki konumu, marina manzarası ve zarif restoranlarıyla şehir enerjisini lüks konforla buluşturuyor. Spa’sı, restoranları ve Table Mountain’a karşı konumu sayesinde hem şehir merkezine yakın hem de resort havasında bir kaçış noktası.

Gastronominin Yeni Sahnesi Cape Town’un gastronomi dünyası, Afrika’nın cesur tatlarını çağdaş dokunuşlarla buluşturuyor. Burada yemek yalnızca bir lezzet değil; doğa, yaratıcılık ve duyular arasında kurulan bir denge. Şehirde çok sayıda şef restoranı var ve çoğu, menülerini kendi bahçelerinde yetiştirdikleri ürünlerle şekillendiriyor. Tazelik, sürdürülebilirlik ve yaratıcılık Cape Town mutfağının temelini oluşturuyor. Ormanın kalbinde saklanan La Colombe, bu yaklaşımın en sofistike örneklerinden biri. Şefin her tabağı, doğadan ilham alan bir sanat eseri gibi sunuluyor. Şehir merkezindeki Fyn Restaurant, Japon tekniklerinin inceliğini Afrika malzemelerinin doğallığıyla birleştiriyor; her lokmada sürpriz, her detayda zarafet gizli. Gün batımına yaklaşırken, deniz kenarındaki The Bungalow Clifton ya da Pier, Cape Town’un en keyifli adreslerinden. Okyanusun sesi, hafif rüzgar ve altın tonlarına dönen ışıklar eşliğinde günü bitirmenin en zarif yolu. Camps Bay’deki Bilboa da gün batımı için en güzel alternatiflerden; deniz manzarası ve Akdeniz esintili menüsüyle yerel lezzetleri şık bir atmosferde buluşturuyor.

Bağlarda Zaman Yavaşlıyor

Şehre bir saat uzaklıktaki Stellenbosch Wine Route, Güney Afrika’nın en etkileyici rotalarından biri. Yol boyunca denizin mavisi yerini yeşil tepelere, şehir temposu ise bağların dinginliğine bırakıyor. Genellikle Cape Town’dan günübirlik geziler için tercih edilse de, ben her zaman bağ otellerinde konaklamayı öneriyorum; gün batımıyla birlikte buranın atmosferi bambaşka bir hal alıyor. Delaire Graff Estate, doğa, sanat ve mimarinin zarif bir uyum içinde buluştuğu özel bir adres. Bölgenin en seçkin oteli olarak biliniyor. Sahibi, dünyaca ünlü Graff mücevher markasının da kurucusu ve aynı zamanda önemli bir koleksiyoner. Gerek otelde gerek herkese açık restoranlarında sanat eserleriyle iç içe bir ortam yaratılmış.

Stellenbosch’a yarım saat mesafedeki Franschhoek ise benim en beğendiğim kasabalardan biri. 1600’lerin sonunda Fransa’dan göç eden Huguenot (Protestan) mülteciler buraya yerleşmiş ve şarap yapım kültürünü beraberlerinde getirmişler. Kasabanın adı Flamanca “Fransız Köyü” anlamına geliyor. Ufak, sempatik, butik dükkânları, sanat galerileri ve bağlarıyla başlı başına bir keşif rotası. Üstelik bölgede bağ evleri arasında dolaşan küçük bir tren hattı da var. Babylonstoren ise bu bölgede en beğendiğim otel. Kır evi tarzındaki odaları, bahçeden toplanan ürünlerle hazırlanan kahvaltıları ve yemekleri ile çok rahat ama çok özenli bir hizmet sunuyor. Cape Town, yazın tüm renklerini bir araya getiriyor. Her gelişimde aynı şeyi hissediyorum: Cape Town, sanatıyla, doğasıyla ve enerjisiyle ilham veriyor.

 Size Özel Seyahat Programı, Detaylı Bilgi ve Rezervasyon:
travel@julesverne.com.tr

JULES VERNE GEZİLER

Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

    Mesajınız kapsamında bizlere iletmiş olduğunuz veriler arasında; ırk, etnik köken, siyasi
    düşünce, felsefi inanç, din, mezhep veya diğer inançlar, kılık ve kıyafet, dernek, vakıf ya da sendika
    üyeliği, sağlık, cinsel hayata ilişkin veriler, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili veriler,
    biyometrik ve genetik verilerin bulunmadığından emin olmanızı rica ederiz.
    *Doldurulması zorunlu alanlar
    Bilgi güvenliğiniz bizim için önemli, o yüzden %100 gizlilik sunuyoruz.

    Kişisel Verilerin İşlenmesine İlişkin Açık Rıza Metni

    Onay vermiş olmanız halinde kişisel verileriniz ABH Turizm Temsilcilik ve Ticaret A.Ş.- (JULES VERNE BUSINESS MICE TRAVEL) tarafından;

    Ürün ve hizmetlerimizin sizlerin beğenilerinize, kullanım alışkanlıklarınıza ve ihtiyaçlarınıza göre özelleştirilerek sizlere önerilmesi; analiz, segmentasyon veya hedefleme çalışmalarının yürütülmesi; size özel ürün veya hizmet tekliflerinin, yeni ürün duyurularının, kampanyaların, promosyonların sunumu ile diğer pazarlama aktivitelerinin yürütülmesi; anket ve müşteri memnuniyet ölçümü çalışmalarının gerçekleştirilmesi ve bu kapsamda sizlerle elektronik yollarla iletişime geçilmesi amaçları ile işlenebilecek ve amaçlar doğrultusunda hizmet aldığımız üçüncü kişi tedarikçilerimizle paylaşılabilecektir.